Bugün, 09 Eylül 2010 Perşembe

Edebiyatçılarımız

    Ali Şir Nevaî

    Ali Şir Nevaî(1441-1501)

    Asıl adı Nizamettin Ali Şir olan Nevâî,9 Şubat 1441 yılında Herat’^ta doğdu.Babası Uygur Türklerinden olup aristokrat ve seçkin bir aileye mensuptu.Devletin idari görevlerinde yer alana Kikçine Bahadır Bey,oğlunun iyi bir terbiye ve eğitim almasına özen göstermiş,Horasan Hükümdarı Ebülkasım Babür’ün onunla ilgilenmesini sağlamıştı.

       İleride büyük bir edebiyatçı olacak Ali Şir NevaÎ’nin gençliği beklendiği gibi şair ve bilginlerin arasında geçti.Horasan Hükümdarı Ebu Sait Bahadır Han,Irak seferinde Uzun Hasan’ın karşısında yenilgiye uğrayıp 1469’da idam edilince yerine Hüseyin Baykara sultan oldu.Bu olay Ali Şir Nevaî’nin yıldızını erken parlattı.Sultan Baykara ile daha öncesinde okul arkadaşı olan Nevaî,arkadaşının sultanlığını kutlamak üzere Herat’a geldi.

       Bir şairin hesiyesi ne olur dersiniz?Elbette ki şiir…Nevaî,eski çocukluk arkadaşı ve yeni hükümdarı tebrik ederek yazdığı’Hilâliye’ kasidesini sultana sundu.Bu hareket sultanın öylesine hoşuna gitmişti ki,Ali Şir Nevaî’yi önce nişancı,sonra vezir yaptı.Bundan sonrada ölünceye kadar yanından ayrılmadı.

       Ali Şir Nevaî,itibar ve hürmet görerek yaşadı.Ancak şairlerin ruhundaki özgürlük tutkusu ona galip geldi ve 1490’da devlet hizmetlerinden kendi isteği ile ayrılarak ilim ve edebiyat denizinin enrinlerine bıraktı.İyi ki bıraktı,bu sayede ortaya Türklük aleminin ölümsüz eserlerinden birkaçı ortaya çıkacaktı…

       Sultan Baykara ile birlikte Orta Asya’daki Türk ilim ve sanat hayatının gelişip şekillenmesinde büyük katkısı olan Ali Şir Nevaî,aydın bir Türk milliyetçisiydi.Doğunun en önemli şair ve bilginlerini toplayarak,devrin en zengin ünüversitesinin kurulmasını sağlayan oydu.Türk medeniyeti ve Türk dili üzerinde etkisi olan yabancı dil be medeniyetlere karşı mücadele ederek Türk dilini layık olduğu seviyeye çıkarmak için çalışmıştı.

       Zamanın önemli dillerinin cazibesine kapılmaktansa Türkçe’yi yüksek bir sanat dili haline getirip bu yolda eserler vermeti tercih etti.’Muhakemetü’l Lügateyn’ adlı eserini bu yüzden kaleme almıştır.Eser,Türkçe ve Farsça’yı her yönüyle inceleyip karşılaştırmak ve Türkçe’nin daha zengin ve işlenmeye daha elverişli bir dil olduğunu ispat için yazılmıştır.

       Kendi milletinin ve sahip olduğu dilin ötekilerden üstün olduğuna inanıp bunu eserlerinde etraflıca işleyen şair,Doğu’da gelişmeye başlayan  Türk dili ve edebiyatını diğer milletlerin edebiyatlarıyla yarışacak biçimde zirveye taşımayı başarmıştır.Kendisinden sonra gelen şair ve yazarlar üzerinde yaptığı etki ille de Türk edebiyatı tarihinde önemli bir yer edinmiştir.

       Dördü Türkçe ve biri  Farsça olan beş divanı dışında başka eserleri de bulunan Ali Şir Nevaî,şiirlerinde fikir,his ve hayal unsurlarını büyük bir ustalıkla işlemiş,klasik doğu şiirinin bütün kalıpları ve türlerinde eserler vermiştir.

       3 Ocak 1501 tarihi Ali Şir Nevaî’nin dünyaya gözlerini kapatıp başka bir dünyaya gözlerini açtığı tarihdir.Türbesi daha önceden hazırlanan saray bahçe içerisindedir.Definden sonra Sultan Baykara üç gün boyunca bizzat matem törenlerini

    İdare etmiş,yedi gün sonra da şehrin kuzeyinde Havz-ı Mâhiyân’da yine kendisinin eşliğinde halka Türk usulü aş dağıtmıştır.Bu olay Herat tarihinde ilk kez rastlanan bir olay idi ve bu tören sırasında şehzadeler ile memleketin ileri gelenleri halka hizmet etmiş;Ali Şir Nevaî’ye olan saygılarını bu şekilde göstermişlerdir.


    Yorumlar   0 Yorum yapıldı.  Yorum Yapın
    Yorum bulunamadı